
Sığırcık kuşları,
Kaybolmalı bazen insana
Kendi tenhalığına çekilmeli
O ıssız karmaşanın içinde gizlice yeniden. çoğalmalı, nadasa bırakılmış toprak gibi kendi karanlığında bereketlenmeli.
Sanatın ve hayatın kendi sokaklarında gezinmeli.
Geceleri uzun, uzun yürüyorum bazen
Herkes uyuyor ben yürüyorum…
Her adımda bir şarkı katılıyor bana, bazen bir şiir, bazen bir resim...
Kayboluyoruz birlikte, kaybolmayı seviyoruz.
Ve bu arada hayatı yeniden biçimlendirmeyi…
Romando WOLF, kocasına “Hayatın yüzüne bak Leonard" der. “Her zaman hayatın yüzüne bak. Ne olduğunu bilebilmek için, sonunu bilebilmek için, onu olduğu gibi sevebilmek için hayatın yüzüne bak.”
Kaybolmalı bazen insana
Kendi tenhalığına çekilmeli
O ıssız karmaşanın içinde gizlice yeniden. çoğalmalı, nadasa bırakılmış toprak gibi kendi karanlığında bereketlenmeli.
Sanatın ve hayatın kendi sokaklarında gezinmeli.
Geceleri uzun, uzun yürüyorum bazen
Herkes uyuyor ben yürüyorum…
Her adımda bir şarkı katılıyor bana, bazen bir şiir, bazen bir resim...
Kayboluyoruz birlikte, kaybolmayı seviyoruz.
Ve bu arada hayatı yeniden biçimlendirmeyi…
Romando WOLF, kocasına “Hayatın yüzüne bak Leonard" der. “Her zaman hayatın yüzüne bak. Ne olduğunu bilebilmek için, sonunu bilebilmek için, onu olduğu gibi sevebilmek için hayatın yüzüne bak.”
Değerini bilmediğimiz her an bizi bir başka hayatı yaşamaya mahkûm eder.
Zamanın bize bağışladığı anlar içinde en değersiz bulduğumuz anlar genellikle yaşadığımız anlardır, kıymeti en az bilinen, bütün anlar içinde en “üvey” olanıdır. Kendimize en uzak tuttuğumuz an ise tam da avucumuz da bulunan andır.
Onun değerini anlamak için hayata tekrar tekrar bakıp, onu kendine benzer birçok anın arasından yeniden bulup çıkarmak gerekir bazen.
Geçmişin anıları, geleceğin soruları…
Binlerce yıldan beri insanoğlu bu ikisinden kurtulamıyor. Cevabı öğrenilen her soru gerilerde yerini alıyor.
Yerine yeni sorular çıkıyor. Kışın sonundaki bu günlerde birden bastıran sislerin, ılık güneşlerin ve arsız notaları andıran kuş ötüşlerinin, içinde olduğu sığırcıklarının danslarının yaşandığı, zamansız mevsimlerde hatıralar ve sorular da birden çoğalıyor.
Ve yine o sığırcıkların dansını seyrettiğim anlarda, Neruda'nın dizeleri geliyoe aklıma.
Zamanın bize bağışladığı anlar içinde en değersiz bulduğumuz anlar genellikle yaşadığımız anlardır, kıymeti en az bilinen, bütün anlar içinde en “üvey” olanıdır. Kendimize en uzak tuttuğumuz an ise tam da avucumuz da bulunan andır.
Onun değerini anlamak için hayata tekrar tekrar bakıp, onu kendine benzer birçok anın arasından yeniden bulup çıkarmak gerekir bazen.
Geçmişin anıları, geleceğin soruları…
Binlerce yıldan beri insanoğlu bu ikisinden kurtulamıyor. Cevabı öğrenilen her soru gerilerde yerini alıyor.
Yerine yeni sorular çıkıyor. Kışın sonundaki bu günlerde birden bastıran sislerin, ılık güneşlerin ve arsız notaları andıran kuş ötüşlerinin, içinde olduğu sığırcıklarının danslarının yaşandığı, zamansız mevsimlerde hatıralar ve sorular da birden çoğalıyor.
Ve yine o sığırcıkların dansını seyrettiğim anlarda, Neruda'nın dizeleri geliyoe aklıma.
İşte menekşeler, işte kırlangıçlar
bize sevinç veren ne varsa,
geçici ve küçük duyarlıkların
yan yana göründüğü süslü kartpostallarda.
Yalnız bir gece duruyor şurada ümitli soruların eşiğinde…
Berisinde sevinçli mutlu bir gün var. Ötesinde endişeli bir soru, endişeli bir bekleyiş.
Bu kış gecesindeki bahar sisinin içersinde sığırcıklar öylesine kalabalıklar, öylesine hızlı uçuşuyor ki geleceğe mi yoksa geçmişe mi uzanıyorlar…
Bu zamansız ılık sis, bu yanlış gece, bu kuş sesleri güzelliğiyle beni içine çekip, olduğum yerden uzaklaşıp götürüyor.
Onlarla beraber hem uçuyorum hem düşünüyorum.
Yarını, öbür günü, bir ay sonrasını önümüzdeki yerel seçimlere yaklaşan bu günlerdeki telaşlı siyasetçileri…
Siyasetçilerin, büyük bürokratların, iş takibi yapan devlet müteahhitlerinin, yandaş işadamlarının, partililerin, liderlerin, milletvekillerinin kafasının üstünde uçuyor sığırcıklar...
Var olsunlar...
Sağ olsunlar...
Keza belediyeler bekliyor
Kim başkan olacak?..
Kim meclise girecek ?..
Kim iktidarın nimetlerinden yararlanacak?..
Sığırcık kuşları geldiler...
Yerlerini aldılar... Ve başlarında uçuyorlar tüm insanların ve karınları doymuşçasına raks ediyorlar havada…
Ya onlara aşağıdan bakan boş mideli, bizim açlarımız, işsizlerimiz!...
Bu kış gecesindeki bahar sisinin içersinde sığırcıklar öylesine kalabalıklar, öylesine hızlı uçuşuyor ki geleceğe mi yoksa geçmişe mi uzanıyorlar…
Bu zamansız ılık sis, bu yanlış gece, bu kuş sesleri güzelliğiyle beni içine çekip, olduğum yerden uzaklaşıp götürüyor.
Onlarla beraber hem uçuyorum hem düşünüyorum.
Yarını, öbür günü, bir ay sonrasını önümüzdeki yerel seçimlere yaklaşan bu günlerdeki telaşlı siyasetçileri…
Siyasetçilerin, büyük bürokratların, iş takibi yapan devlet müteahhitlerinin, yandaş işadamlarının, partililerin, liderlerin, milletvekillerinin kafasının üstünde uçuyor sığırcıklar...
Var olsunlar...
Sağ olsunlar...
Keza belediyeler bekliyor
Kim başkan olacak?..
Kim meclise girecek ?..
Kim iktidarın nimetlerinden yararlanacak?..
Sığırcık kuşları geldiler...
Yerlerini aldılar... Ve başlarında uçuyorlar tüm insanların ve karınları doymuşçasına raks ediyorlar havada…
Ya onlara aşağıdan bakan boş mideli, bizim açlarımız, işsizlerimiz!...
6 yorum:
Ben sana ne demiştim. Çek şu kuşların resmini diye. Onlar senin o pencere dışındaki özgürlüğünün resmini çiziyorlar her gün gökyüzüne. Senin özgürlüğün.
birazdan hava kararacak diyor biri
diğeri olsun yine de dans etmeliyiz diyor
bir başkası o kalabalıkta annesini aramakta sanki
ah kırlangıçlar ah kırlangıç ah
Sığırcık kuşları geldiler ve... biz halen Nazım'ın dizelerinde ki gibi açlar ordusuyla yürüyoruz!
çektim bile...
ve her akşam üstü bir yenisini ekliyorum...
bir başkası yolun başlagıcında...
gelenleri gözlüyor...
ne yazık ki yeraltından şiirler ne yaxık ki...
ve onlar kim bilir kaç kere daha gelip gidecekler...
Yorum Gönder