Blog Listem

28 Eylül 2011 Çarşamba

ateş

                                                          
                                                                  tütsü



hoşgeldin!
dünyanın içindeki ateşin parçası
hülyalı dumanlarım benim

elveda
bilinmez yanma isteğim…

bakışlarımı
bulutların içinden geçirip
ısıtıp yakan, ışığı özleyeceğim…

son bir kez!
usulca düş elimden
toprağın kıyısından
yak beni!
 kor ateş ol……

göç fırtınasına tutulmuş
çocukluğumun
en deniz manzaralısı
nar ağaçlısı,
dut bahçelisi
dış kapı anahtarlarını kaybedeni
başıbozuk ressamı, şairi...

son bir kez
düş avuçlarımın arasından
elveda
çocuklara merhamet eden deniz
dalgaların sürüklediği dal parçası
elveda sonsuz uğultu
...

kavram dalgınlığım
ağır ve ateşsi,
göğsüme saplanıp kalan iç ateşim tütüyor.
düşünceler akıyor parmak uçlarımdan.
ve
tütsüleniyor zihnimdeki o ilk parlayışla…


içimde
çok rüzgarlı bir
pazarlık sürüyor
yakıcı bir şüphe esintisiyle
buz kesen omuzlarım
içine çekiyor beni delicesine….
direniyorum

bir başıma sönüp, savrulacağım boşluğa…

bir dolunay sabahı
gülkurusu bulutlara dolanıp
geleceğim sana
ışığı ateşe çeviren sen
içine rüzgar alan ince beyaz gömleğime
sarılıp
sonsuzluğa götürürken beni
hem sen hem ben yazacağız son dizeleri….


24 eylül anısına….


27/09/2011
n.i

4 yorum:

simurg dedi ki...

aynı yolun yolcusuyuz canımın içi,
aynı et acısıdır;iç kopuşudur çekerken içe içi...
senle biz aynı renk güldük,
aynı renk ağladık,
aynı renk yaşadık mor akşamüstlerini,
aynı renk canımın içi,
hüzünde
sevinçte ağaçlara bağladık...
ellerimde halen böğürtlen moru... biliyormusun,
hiç yıkamadım ellerimi,
dudaklarındaki böğürtlen tadı kadardır rengi...
biliyormusun can
konulmamıştır henüz bu sevdanın adı,
piç değildir oysa
en meşru yüreklerin meyvesidir bu
bakmasın kimse kimliksiz dolaştığına,
asidir fazlaca...
iç çekiyorsun
beni çekiyorsun ben seni içime çektiğim kadar
uysal bir nefes olup doluyoruz bir birimize...
sancı
evet
sancı
sancı tutar son dizeleri
ve karnına çekecek dizleri yoktur
bir beden yorulur çırpıntılarda
kolsuz,
bacaksız,
başsız bir et parçası...
hani o gece
deniz,
rüzgar,
üşümek...
senin üzerinde mavi çizgili bir gömlek,
sen konuşuyordun
ben dilimi dalgalara vermiştim çırpsın diye kayalara
laldım...
şimdi can
şimdi canan
sevgili
kızım,
kardeşim,
babam,
anam
şimdi
diyorum ki
üç nokta koy ve bitirme hiç bir şiirini
ben
koynuma yıldız doldurmaya gittim sadece...
bil ki
yangınımızda aynı renk olacak bizim,
külümüzde aynı renk,
rüzgarımızda,
inanki...
...

simurg dedi ki...

bu nedir böyle?
aşmışsın :)
gurur duyuyorum seninle
gerçekten gurur duyuyorum,
her geçen gün daha iyiye,
daha iyiye,
daha iyiye...
nice nice 24 eylüllere...

nehiro dedi ki...

Ben hep göğe bakıyordum
sarıların çocuğuydum...
annemde üşümüştü
sıcak karanlıkta beni doğurduğunda
beni kasımpatılara sarmıştı

sen bana eylülüm dedin
ışıkla ısıtıp, maviyle yaktın
bizim rüyamızı yaşattın!

inandım
sana
bir çocuk saflığında
ama bilsemki,
yangında, külde rüzgarda aynı renk mavi
yinede isterim ki...
ellerini..........

nehiro dedi ki...

sayende, ben şiiri senden öğrendim
şairliği dizelerinden
sana teşekkür ediyorum...çıkan ilk kitap için ve şu an düzenlenen ikinci kitap için...
evet nice 24 eylüllere... eylül olsada olmasada...