Blog Listem

24 Aralık 2008 Çarşamba


İNSAN

Henri Loborit, İnsan ve Kent’te insan beynini iç içe üç katmandan oluşturmuş.
Bunu daha önce Desmond Morris de kitaplarında anlatmıştı.
İlk beynimiz, sürün beyni en içte; onun dışında halka dizgisi memeli hayvan beyni var. Cinsel güdülerin, genel olarak içgüdü adı verilen dürtülerin barınağı hipotalamus da bu katmanda; Son olarak ta, bilen maymuna özgü, alın ve göz çukuru bölgesindeki iki yumru, beyin kabuğu. İnsanı insan yapması gereken işte bu son katman. Dil, düşünme, düşleme burada olacak olursa.

Bu gün bir avuç aç gözlünün cebini doldurabilmesi için yaklaşık on bin yıldır sürüp giden ataerkil, buyurgan, tek yanlı eğitimden ötürü, insanların büyük çoğunluğu hala ancak sürüngen beyinleriyle hadi bilemediniz memeli hayvan beyinleriyle yaşayıp davranıyor.
Son beyin kabuğunu kullanabilen insan sayısı parmakla gösterilebilecek kadar az, halbuki yine Loborit’in değindiği üçüncü büyük evrimin, devrimin yürürlüğe girmesi gereken dönemde yaşıyoruz. İletişim, bilgi işlem devri.
Oysa yönetenlerce görülüyor binlerce yıllık kolay alışkanlıklara seslenmek, onları sömürmek nasıl da iç gıcıklayıcı!...
Ama uzun ve kısa zamanda kime yararı var?
Üç, beş kişiden başka…

Deniz Feneri diye para toplayanlar, işçileri bile bile ölüme gönderenler, ülkede tarımı yok edenler birazcık kullanabilseydi ulu Tanrım “insan beyinlerini”!...
Yaşamın zenginliklerini tanımayan, doğaya uzak, doğa-insan arasındaki ve doğanın kendi içindeki çok yönlü ilişkileri tanımada yetersiz, yeni kültür değerleri üretemeyen, ilişki ve çelişkileri öğrenemeyen, bulduğu ile yetinen, eleştiriyi unutmuş, yaşamın başka alanlarına ilgisiz, yaşamdan haz alamayan umutsuz ve mutsuz insan…

Günümüz insanı…
Ürettiğini satamayan, sattığının karşılığını alamayan, yaşamak için borçlanan, ödeyemeyince tarlasını, traktörünü, toprağını yabancılara satan…
İnsan…

“İnsan niçin yaratılmıştır “diye sorsalar bana, hiç çekinmeden “Sevgi için yaratılmıştır” yanıtını veririm. Kimileri doğal olarak “Yaşamak için yaratılmıştır” biçiminde yanıtlayabilir bu soruyu.
Yaşamayan insan sevemeyeceğine göre, ilk bakışta doğru gibi görülebilir bu yanıt.
Ama bence doğru değil…
Yaşamak nedir ki? Yemek, içmek, yatmak, kalkmak ve soluk almak değil mi?
İnsan böylesine bir yaşam için mi gelmiştir dünyaya. Bu işlevi tüm canlılar yapmıyor mu?
Yalnız soluk almakla yetinen insan, sevginin ne olduğunu bilemez. Ama seven insan, insan gibi soluk alır. Sevmek aynı zamanda yaşamaktır çünkü. Yaşamın ta kendisidir.
İnsan ilkel bir sürüngen beyni gibi yalnız soluk alarak yaşayabilir mi? Yaşarsa, yaşamaya çalışırsa ona insan denilebilir mi?

“En olumsuz koşullarda bile güzeli, iyiyi aramayı sürdürebilmek”
Ancak sevdiklerimize sarılarak yaşayacağımız düzeni birlikte kurmaktan geçiyor.
Aldatmadan, yok etmeden, saldırmadan, boyun eğmeden, birbirimizi kandırmadan, çalışanları, iyi için bir şeyler yapanları bezdirmeden.
İyinin doğrunun güzelin savunulup yaşatılmasına katkıda bulunmanın, bu savaşımda benzerlerinin varlığını görmenin sevinci, bir başka oluyor.
Geçen hafta Bademli’de Fidancılık kooperatifinde yaşadığımız mutluluğu, bu hafta Tire’de Süt Kooperatifinde yaşıyoruz.
Kooperatif Başkanı Mahmut Eskiyörük “Güçlerimizi birleştirerek neler yapabileceğimizi gösterdik” diyerek yeni idare binasının, halka hizmet verecek satış mağazalarının, girdi maliyetlerini düşürerek çiftçi ve üreticiye ucuz akaryakıt satacak akaryakıt tesislerinin ve süt tüketilmeyen bir ülkede, sağlıklı nesiller yetiştirmek için ürettikleri pastörize sütü okullara ve halka sunmaya yönelik pastörize süt tesislerinin açılışlarını gerçekleştirdi.
Eskiyörük geçen hafta İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’ndan sonra Ödemiş Belediye Başkanı Mahmut Badem’in de sütlerinin okullara dağıtılmasına yönelik destek vereceğini söyleyerek bölgedeki diğer belediyelerinde taleplerini beklediklerini belirtiyor.
Evet Bölge belediye başkanları haydi sizleri de yardımlaşmaya bekliyoruz….
Toprakla bağını kesmeyen, doğaya üretime ve tüketimde bulunmaya, eldeki enerjiyi tutumlu kullanmaya, birlikteliğe sizleri de çağırıyoruz….
Tüm bölgenin geleceğinin tarımda olduğu bir gerçek. Bu bölgenin ekonomisinin tarıma dayalı olduğundan yerel yönetimlerin tarımı öne çıkaran kadrolardan oluşması gerekiyor.
Yerel seçimler yaklaşırken üreticilerin, çiftçilerin ve kentlerde yaşayan halkımızın derin kış uykusundan uyanarak, tarıma önem veren anlayıştaki kadroların idareyi ele alması için birleşmesi, şimdiye kadar üretimde ve doyumda yaşanmasına izin vermediğimiz yaşam enerjisinin yükseklere çıkmasını sağlaması gerekiyor.

Goethe’nin bir sözü var.
“ Nedir en zor şey? Görebilmek gözünün önünde duranı”
İşte tam da öyle; Aynı akşam aynı gece.
Bütün o gönüllü ölüm yolcularına inat, bu güzelim insanlar yaşamı sürdürmeyi seçecekler. İnanıyorum. Onlara.
Sonuç umut hepimiz için, demek ki seviye, umuda, mutluluğa yer var.
Var yaşamımız da , ve olmalı…
“Sana senden oldu, gel benden bilme!... " der türkümüz
Evet, bize bizde olur. Başka
Sorumlu yok!...

Hiç yorum yok: