ÖZGÜRLÜK SORUMLULUK DEMEK
“…Yağmur çiseliyor
Korkak
Yavaş sesle.
Bir ihanet konuşması gibi
Yağmur çiseliyor
Beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
Islak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi…”
“…Yağmur çiseliyor
Korkak
Yavaş sesle.
Bir ihanet konuşması gibi
Yağmur çiseliyor
Beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
Islak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi…”
Bu şiiri Ruhi Su’nun unutulmaz yorumuyla dinlediniz mi?
Hem de ortaklaşma, yardımlaşma, imece ülküsünün yıkıldığı, yerle bir olduğu, bir daha dirilmemecesine can verdiği sanılan bu günlerde!...
Ne acıklı, ne sevindirici!...
Umutların taptaze, yasakların apazgın olduğu günlerde yazılan bu şiirleri, bu günlerde dinlemek…
Bunları layık olduğu gibi algılayacak, alkışlayacak, inançlı yığınlar eriyip gitti mi?
Toplumculuk, ortaklaşmacılık, daha adaletli, kardeşçe bir dünya mı diyorsunuz? Güldürmeyin…
Bu dünya insan denilen varlığın, kendi kendini bilerek yok etmesiyle yok olur bir gün; olabilir, ama bir avuç karşı savaşçıya, karşın bu olsa da, yine yok olmamak, paraya pula tapmamak, dün inanılan ilkelere bu gün sırt çevirmemek gerekiyor…
Salaklık mı dediniz?... Peki yaşasın salaklık!...
Alıştığımız etkinlikleri sürdürüyoruz elbet, canlı varlığın başlıca özelliği bu.
Ama alınan tat aynı mı ya?
Eski tadı, eski anlamı bulmak olası mı?
Şimdi hepimizi en zor, en son sınav bekliyor. Dünyaya ve yaşamımıza gerçek anlamı kazandırmak.
Reiçh’in “Faşizmin kitle ruhu anlayışı’nı” okudunuz mu? Bu kitapta düşünür belki de insanlık tarihinde ilk kez, buyurganlığın gerçek nedenlerini araştırıp, gözler önüne seriyor.
Özetlenirse daha ana karnında, evrenden enerjiyi dolu, dolu alıp vermeye fırsat bulamayan, hele doğumdan sonra, yasak ve baskılardan ötürü tam anlamıyla ket vurulan insanoğlu, bundan sonra artık ömrü boyunca, ürkek, pısırık, boyun eğici kalıyor. Kendi yazgısına sahip çıkamadığı için, hep bir kurtarıcı bir önder bekliyor.
Geçmişte ve bu günde insanlar neden onca ezilmeye, yıkıma karşın, gericiliğin, zorbalığın en korkunçlarını seve, seve bağırlarına basıyor?
Çünkü yine Reich’in deyişiyle, özgürlük sorumluluk demek, buysa şimdiki kişilik yapılarımıza göre nasıl da zor…
Ama elbirliği ile yüzlerce, binlerce yıldır baskı altında tuttuğumuz, hiçbir alanda kendilerini gerçekleştirmelerine izin vermediğimiz yığınlar özgürlüğü işte bu kadar becerdi; Sorumluluk almaya yanaşmadı. Yanaşamadı…
Kırmak, yıkmak çok kolay, kurmak ne kadar zor!…
Kurmak demişken, geçtiğimiz Pazar günü kurulmuş çok güzel bir oluşumun; İzmir’in Ödemiş’e bağlı güzel beldelerinden Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin biraz daha büyümesini, ileri gitmesini, gelişmesini sağlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi ile sözleşmeli bitki üretimi yapılması için hazırlanan törenini yaşadık…
Görkemli bir o kadar da kıvançlı bir gündü.
Benim bir kaç kere gözlerim yaşardı. O kooperatifin 300 üreticisi adına, Bademli halkı adına…
Çok güzel düşünülmüş bir program ve hazırlanmış bir törendi. Hem Büyükşehir belediyesi hem Bademli kooperatifi adına. Ortaklaşa hiçbir şeyin eksik olmadığı çok iyi, bir organizasyonla düşünülmüş bir tören.
Büyükşehir belediyesinin bandosu ve müzisyenleri, gelen gruba Bademliler tarafından dökülen gül yaprakları, konuşmasıyla umut dağıtan üreticiye can suyu veren Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Karaburun, Bayındır’dan sonra Bademli’de olduklarını 13 bin adet ağaç ve ağaççık grubu ile 37 bin adet çalı grubu alacaklarını söylüyor. Alınacak bitkilerin bedeli, 1.255 milyon YTL olarak gerçekleşeceğini, bu tür teşvik ve desteklerin artarak devam edeceğini de belirtiyor. Ve Tire’ye de el atacaklarını söyleyen Kocaoğlu Tire Süt Kooperatifinin ürettiği pastörize süt ve ayranı da alarak okullarda dağıttıracaklarının müjdesini veriyor Bademli’den.
Yine konuşmasıyla daha çok yatırım sözü veren Türkiye’de 10 tane meyve ağacı varsa bunun 5 tanesi Bademli’den gitmektedir diyen, efelerle oynadığı Zeybek’le herkesi kendine hayran bırakan Bademli Fidancılık Kalkınma Kooperatifi Başkanı Selçuk Bilgi…
Arkasından yörenin en güzel meyveleri, yemişleri kadınlarımızın yaptığı gözlemeleri, keşkekleri ile hazırlanan masalar ve hizmet eden Büyükşehir çalışanları….
Enerji dönüşümünün tek bir zerresini bile boşa harcamaya kimse yetkili değil. Toplumsal yaşamda insanlar bunun tersini yapabileceklerini sanıyorlar. Emeğin ürünü olan artan enerjiyi, artı değeri üş beş kişi toplayabileceğini sanıyor. Büyük çoğunluk da bunu kaçınılmaz bir yazgı, bir kader, sayma eğiliminde.
Bütün hastalıklar buradan kaynaklanıyor.
Bu anlayışı değiştirmedikçe, yaşama umudu azalıyor…
Evet azıcık yardımlaşmaya, dayanışmaya sizlerde hazır mısınız?
Ve Ali Yüce’den dupduru, billur gibi dizelerle bitiriyoruz.
"…Ustam bana
Güleç bir dünya yap
Bir kuş yap kocaman
Sığmasın yere göğe
Hem de ortaklaşma, yardımlaşma, imece ülküsünün yıkıldığı, yerle bir olduğu, bir daha dirilmemecesine can verdiği sanılan bu günlerde!...
Ne acıklı, ne sevindirici!...
Umutların taptaze, yasakların apazgın olduğu günlerde yazılan bu şiirleri, bu günlerde dinlemek…
Bunları layık olduğu gibi algılayacak, alkışlayacak, inançlı yığınlar eriyip gitti mi?
Toplumculuk, ortaklaşmacılık, daha adaletli, kardeşçe bir dünya mı diyorsunuz? Güldürmeyin…
Bu dünya insan denilen varlığın, kendi kendini bilerek yok etmesiyle yok olur bir gün; olabilir, ama bir avuç karşı savaşçıya, karşın bu olsa da, yine yok olmamak, paraya pula tapmamak, dün inanılan ilkelere bu gün sırt çevirmemek gerekiyor…
Salaklık mı dediniz?... Peki yaşasın salaklık!...
Alıştığımız etkinlikleri sürdürüyoruz elbet, canlı varlığın başlıca özelliği bu.
Ama alınan tat aynı mı ya?
Eski tadı, eski anlamı bulmak olası mı?
Şimdi hepimizi en zor, en son sınav bekliyor. Dünyaya ve yaşamımıza gerçek anlamı kazandırmak.
Reiçh’in “Faşizmin kitle ruhu anlayışı’nı” okudunuz mu? Bu kitapta düşünür belki de insanlık tarihinde ilk kez, buyurganlığın gerçek nedenlerini araştırıp, gözler önüne seriyor.
Özetlenirse daha ana karnında, evrenden enerjiyi dolu, dolu alıp vermeye fırsat bulamayan, hele doğumdan sonra, yasak ve baskılardan ötürü tam anlamıyla ket vurulan insanoğlu, bundan sonra artık ömrü boyunca, ürkek, pısırık, boyun eğici kalıyor. Kendi yazgısına sahip çıkamadığı için, hep bir kurtarıcı bir önder bekliyor.
Geçmişte ve bu günde insanlar neden onca ezilmeye, yıkıma karşın, gericiliğin, zorbalığın en korkunçlarını seve, seve bağırlarına basıyor?
Çünkü yine Reich’in deyişiyle, özgürlük sorumluluk demek, buysa şimdiki kişilik yapılarımıza göre nasıl da zor…
Ama elbirliği ile yüzlerce, binlerce yıldır baskı altında tuttuğumuz, hiçbir alanda kendilerini gerçekleştirmelerine izin vermediğimiz yığınlar özgürlüğü işte bu kadar becerdi; Sorumluluk almaya yanaşmadı. Yanaşamadı…
Kırmak, yıkmak çok kolay, kurmak ne kadar zor!…
Kurmak demişken, geçtiğimiz Pazar günü kurulmuş çok güzel bir oluşumun; İzmir’in Ödemiş’e bağlı güzel beldelerinden Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin biraz daha büyümesini, ileri gitmesini, gelişmesini sağlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi ile sözleşmeli bitki üretimi yapılması için hazırlanan törenini yaşadık…
Görkemli bir o kadar da kıvançlı bir gündü.
Benim bir kaç kere gözlerim yaşardı. O kooperatifin 300 üreticisi adına, Bademli halkı adına…
Çok güzel düşünülmüş bir program ve hazırlanmış bir törendi. Hem Büyükşehir belediyesi hem Bademli kooperatifi adına. Ortaklaşa hiçbir şeyin eksik olmadığı çok iyi, bir organizasyonla düşünülmüş bir tören.
Büyükşehir belediyesinin bandosu ve müzisyenleri, gelen gruba Bademliler tarafından dökülen gül yaprakları, konuşmasıyla umut dağıtan üreticiye can suyu veren Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Karaburun, Bayındır’dan sonra Bademli’de olduklarını 13 bin adet ağaç ve ağaççık grubu ile 37 bin adet çalı grubu alacaklarını söylüyor. Alınacak bitkilerin bedeli, 1.255 milyon YTL olarak gerçekleşeceğini, bu tür teşvik ve desteklerin artarak devam edeceğini de belirtiyor. Ve Tire’ye de el atacaklarını söyleyen Kocaoğlu Tire Süt Kooperatifinin ürettiği pastörize süt ve ayranı da alarak okullarda dağıttıracaklarının müjdesini veriyor Bademli’den.
Yine konuşmasıyla daha çok yatırım sözü veren Türkiye’de 10 tane meyve ağacı varsa bunun 5 tanesi Bademli’den gitmektedir diyen, efelerle oynadığı Zeybek’le herkesi kendine hayran bırakan Bademli Fidancılık Kalkınma Kooperatifi Başkanı Selçuk Bilgi…
Arkasından yörenin en güzel meyveleri, yemişleri kadınlarımızın yaptığı gözlemeleri, keşkekleri ile hazırlanan masalar ve hizmet eden Büyükşehir çalışanları….
Enerji dönüşümünün tek bir zerresini bile boşa harcamaya kimse yetkili değil. Toplumsal yaşamda insanlar bunun tersini yapabileceklerini sanıyorlar. Emeğin ürünü olan artan enerjiyi, artı değeri üş beş kişi toplayabileceğini sanıyor. Büyük çoğunluk da bunu kaçınılmaz bir yazgı, bir kader, sayma eğiliminde.
Bütün hastalıklar buradan kaynaklanıyor.
Bu anlayışı değiştirmedikçe, yaşama umudu azalıyor…
Evet azıcık yardımlaşmaya, dayanışmaya sizlerde hazır mısınız?
Ve Ali Yüce’den dupduru, billur gibi dizelerle bitiriyoruz.
"…Ustam bana
Güleç bir dünya yap
Bir kuş yap kocaman
Sığmasın yere göğe
Ustam bana
Güzel bir dünya yap
Kimse kimseden korkmasın
Bir sevda yap kocaman
Hepimizi kucaklasın."
Güzel bir dünya yap
Kimse kimseden korkmasın
Bir sevda yap kocaman
Hepimizi kucaklasın."
2 yorum:
istanbulda senin le aynı düşüncelerde olan bir dostun oldugunu unutma bu yolda herşeyi yapmaya hazırız...
teşekkürler yalnızlık okulu var ol... sağol...
Bizler tek tek birleşerek çoğalacağız...
Ve nerede olursa olsun sizlerin varlığını bilmek içimi ısıtıyor...
en güzel sevgilerin, dayanışmaların olduğu günlerde birlikte olmak umuduyla...
Yorum Gönder