
SÖZÜN İPEK HALISI
“Çarıklarını kapıda çıkarıp
Odaya giren köylü gibi
Düşünceyi eşikte bırakıp
Yalınayak basmak
İpek halısına sözün…”
Bir bardak su içercesine, bir çiçeğe bakarcasına, bir kadını okşarcasına yalın ama tanımı olanaksız şiir sanatının anahtarını verecek denli anlam yüklü beş dize diyor Ferid Edgü, Samih Rifat’ın “Çocuğu anlat bana” isimli ilk ve son şiir kitabındaki şiiri anlatırken…
Nasıl sanatçının tek çaresi üretmekse, bu yok oluşa karşı durmak için benim tek çaremde resim ve şiir, yani sanat…
Onlardan başımı kaldırdığım an, gördüklerim içimi acıtıyor…
Tanık olduğum yaşadığımız günlerde televizyonlarda gördüklerim, okuduklarım öylesine biçare olaylar ki…
Televizyonda görünen TEKEL işçilerinin gözlerindeki anlama hiç dikkatli baktınız mı?
Baktığınızda da hiç vicdanınız sızlamadı mı?
Göğüslerindeki çocuklarının resimleri yüreğinizi, gözlerinizi yaşartmadı mı?
Onların direnişlerine her gün destek artarken bu direniş toplumdaki tüm işsizlikle yoksullukla bütünleşirken 56 gündür direnen işçiler süresiz açlık grevine başlamışken hükümetin… İnatçı tavrı dehşet verici.
Ama daha da dehşet verici olanı iktidarın kamuoyunu yanıltmaya çalışması! Ve bu paraya çalışacak milyonlarca işsiz var” diyebilmesi. Buna açık tehdit, açık baskı, açık sömürü denmez mi?
Toplumda müthiş bir yoksulluk var. Müthiş bir istikbalini bilememek ve güvensizlik var. Siyaset biliminde, politik ve sosyal problemlerin etnikleştirilmesi diye bir kavram vardır. Türkiye, bunun tam bir laboratuarı. Bunu bilerek, rahatsızlıklarımızı, kaygılarımızı dile getirmekten, hakkımızı istemekten, bir şeyleri değiştirmeye çalışmaktan vazgeçmek mi gerekiyor?
Hava soğuk, hava beter.
Bir kadın. Başörtüsünün kenarından bakıyor kendine çevrilen kameraya. Sonra kaldırıyor yumruğunu yukarı. Yumruğu alışık değil havaya kalkmaya, sesi kayboluyor diğer bağıran sesler arasında. Etrafına bakıyor, yeniden bağırıyor.
Bağırdıkça alışıyor sesine. “Tuhaf şey” diyor belki içinden, evde oturanların, ses çıkaramayanların ve o yüzden ölenlerin yerine de bağırmak istiyorum”
Duyan adamların ve kadınların vicdanlarına musallat olacak bir sesle bağırıyor…
Kadının toplumda ve siyasette varlık göstermesini hazmedemeyenler, kaba kuvvet, baskı ve tehditle sindirmeye, evlerine hapsetmeye çalışmaya devam ediyorlar. Meclis’te oda basmalar daha sonra özür niyetine söylenenler. Ve meclisteki yumruklamaya giden kavgalar
Bu olayda tek vurgulanmayan olgu, yine erkekler kavgasının kadının giyimi kuşamı üzerinden yapılması.
Meclisteki erkekler artık bu cinsiyetçi ayrımcılığı, tahakkümcü zihniyeti ve kadınlar üzerinden siyaset yapmayı bırakmalı!
Çünkü 2010 yılının sadece Ocak ayında 14 kız çocuğu ve kadın benzer şekilde öldürüldü.
İstanbul, Samsun, Gaziantep, Diyarbakır, Ankara, Adana, Kütahya, Mardin, Kızıltepe, Fatsa, Doğubayazıt ve Bitlis’te…
İçlerinde en küçüğü bir kâğıda “seni seviyorum” diye yazan 12 yaşındaki Meryem’ di! Bir diğeri Medine! Adıyaman’ ın Kahya ilçesinde erkeklerle geziyor konuşuyor diye diri diri toprağa gömülüp öldürülen 16 yaşındaki Medine…
Kadın cinayetlerinin 2002’den 2009’a kadar yüzde 1400 arttığını söylüyor kaynaklar…
Milleti “açık- kapalı”, “ahlaklı- ahlaksız” ayırımına getirenler bu cinayetleri görmemek, yok saymayı sürdürmek için daha ne kadar beyinlerini örtecekler…
Düşünün öylesine karanlık ve acımasız toplum yapımız var ki bir tomurcuğu koparırcasına, 12 yaşındaki bir çocuğu *seni seviyorum* demekten
canına kıyacak kadar korkutuyor? Kalemi eline alıp *seni seviyorum* diye yazdığı
parmaklarını, daha sonra kendini öldürecek tetiği çekmeye götüren süreçi yaşatıyor,
sözcüklerle betimlenemeyecek derecede ürkütücü!
Evet, Her şey suskunluğumuzla başladı.
Konuşmaya, sorgulamaya ve mücadele etmeye başladığımızda ise bitecek
2 yorum:
"Her şey suskunluğumuzla başladı.
Konuşmaya, sorgulamaya ve mücadele etmeye başladığımızda ise bitecek"
Dilerim yazdığınız gibi olur.
Çok iyi bir paylaşımdı, ben dersimi anladım. Teşekkürler.
evet, kardelenler bir yolunu bulup gün yüzüne çıkaracak tomurcukları donmuş başlarını, ve o zaman karanlığın sahipleri edindikleriyle gömülecek çürümeğe...kadın sokakta öğrenecek kadınlığının değerini, yumrukları sıkılı...O günlerin sancılarıdır bu çekilenler, doğum kolay olmuyor, yeterki o bereketli toprak döllenebilsin çağdaş Kybelelerin düşüyle..
Yorum Gönder