Blog Listem

4 Ekim 2011 Salı

büyüklere masallar

 
 
                                                  büyüklere masallar    11


ah!...
ela gözlerimin
nefti yeşil bulutları yine
hareketlendiler.
...
sözcükler
yerinden oynatılmayacak kadar
ağır birer taş kesildi
adanmış hayatlarda silahsız kaldım
kelimelerim yağmalandı
yıprandı…


günlerce, gecelerce yüzyıl biriktirdiğim
parmaklarımın upusul uçlarıyla
özenle ilmek ilmek işleyip dokuduğum
aklımın ağladığı
tanıdığımın çocuk yüzlüsü


tozlarla bulutların ardındaydı
dünya inancımı sarsmadan önce
...
bu gece en büyük yıldız
bilincimin sarsıntısı
tenin kayışı
kendi yüzeyinden sürtünerek acıyışı
çıplak ayaklarıma
sıcak korku damlaları döküldü
korkumun kırmızı ışığına uyandı annem
“yürekli birisini bul” fısıldadı
titreyen sesiyle....


gittim dünyadan
içinde kaydığım sulardan
ellerimi bırakarak iki yanıma
“ tüm yürekler kayıp” diye
yıldızlar düşmeye başladı yanaklarımdan.
içimin yollarından geçerek
ulaşmak istedim
anneme!


hayat dedim
yıkıcı ve inançsız! gerçeklere korkuyorum ben!


işte bu yüzden
atladım köpüklü yalanların üstünden
alevlerin ışığında
yüreğini elinin içiyle bana verenler
gecenin en yeşil vaktinde
kar kuyusuna giden yollara bağlandı
altın sarısına değen eller
kara sarıya dolandı
benim gerçekliğime ilgisiz kaldı
sınırları belirsiz kara bir gökyüzü
ağır bir rüya gibi üstüme kapandı...

kendimi usulca güneşe tuttum
kirpiklerimi kaldırıp baktım
kırık cama benziyordum
dağıldım


onun mavi tenini koklamak istediğim an
bir kez daha hayatımın benim olmadığını anladım
kırılmalar soluklarıma sindiği an
bükülerek sarsıldım
hayatın görünmeyen yüzüne
umutsuz bir aşkla bağlı olan çocuk kalbimi
beni affet!
biliyorum, canavarlaştırdım…

n.i
4/10/2011

5 yorum:

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Güneşe kaldırılan kirpikler kristalleşip, gözyaşıyla hesaplaşabiliyorsa kendisiyle insan; çocuk kalpleri canavarlaştırabiliyorsa ve sorgulayabiliyorsa umarsızca insan ...inan bu suç o güzel yürekte değil, düzeni bozuk olan toplumdadır...o yüreği canavarlaştıranlardadır...

Dostlukla...

simurg dedi ki...

b'ela gözlüm
bense en uzak akşamların sancısıyım şimdi ıpıltısız yıldızlarına,
tanrından yoksulum bu akşam.
büyük ellerimde nar kırılıyor,
çocuk yüzümde mutluluk darmadağın!
ağlamaklarını çalmışım senden habersiz,
oturmuşum orada
senli orada
sensiz orada
rüzgarını içiyorum
üşüdüğün o akşamdayım
yanımda mavi gömleğimin öksüzlüğü
sus'a kesmiş dilim
dilim dilim olmuş
dilim dilindir oyda
dilin dilim
o uzak
o rüzgarlı akşamdayım
ciğerlerimde manyak bir soğuk
gözlerim kapanıyor benim
gözlerini açık tut
o b'ela gözlerini
ve yüreğimi sıcak tut
üşüyorum.

nehiro dedi ki...

teşekkürler mehmet bey...
haklısınız suç o yüreği canavarlaştıranlarda:))
hesaplaşmalar önemlidir kişinin kendini tanımasını sorgulamasını sağlar ki bu zordur ve yürek ister...
dostlukla

nehiro dedi ki...

simurg
ne hazin
gözyaşlarını kıymetli bir ipucu sayardım
başını alıp gidenlerle
hayatımı pencere pervazlarında avutmaya çalışınca
kendimi anladım
geleceğimi gerçeğin taaa dışına çıkardım
elimde bir tek senin ışıklı gölgen
birde
rüzgara karışan fısıltılar kaldı...

gözlerim mi?
her an göçmeye hazır kırlangıçlar gibi
yeşilde uçuyor kırlangıçlar sıcağa doğru...
sen sanıyorum kırlangıçın kuyrugundaki maviyi
birde bakıyorum ben kondurmuşum fırçamdaki rengi
avucumdaki yüreği.........

two of us dedi ki...

büyüdüğüme sevindiğimi hissettiğim nadir anlardan biri. büyüklere de masal anlatılabileceği duygusu böyle hissetiren.

kaleminize, yüreğinize sağlık.