Blog Listem

16 Eylül 2008 Salı


VEDA ŞARKISI


...Kayalıkta çakılı yelkenli
sana bırakıyorum veda şarkımı.
istemiştim heybemde
gelip geçici tadını,
ama kaldı havaya çizilmiş kesin eğrilerle,
yadsıma oldu umudumun yiğitliğine.
Giderim hatıradan daha uzun yıllar boyu
kapalı yalnızlığıyla gezginin,
fakat havaya çizilmiş kesin eğri sanki bana döndü
ve bir işaret koydu pusula kaderime.
Sonu geldiğinde bütün gündelik işlerin
yol yapacağım bir geleceğim olmasa,
gelmiş olacağım bakışında canlanmaya
kaderimin sırıtan parçası olarak.
Gideceğim hatıradan daha uzun yollar boyunca
zincir halkaları gibi eklenen elvedalarla zamanın akışında. ..


Che GUEVARA
Çeviren : Adnan ÖZER - Vilma Kuyumcuyan

10 yorum:

Murat Özhan dedi ki...

Dr.Che'nin şairlik yönü de vardı.Hem de öyle yabana atılır cinsten değil.
Sevgili nehiro,keşke bu şiirin tamamını yayımlasaydın.Yakışırdı bu sayfaya.

...
Uzaklara gideceğim, hatıra
parçalanarak ölünceye yolun taşlarında,
ve devam edeceğim, içimde
hep o gezginin acısı, yüzümde gülümseyiş.

Che

Adsız dedi ki...

Uyandım bugün
yelkenlerimde kanatlanma arzusuyla,
haberleşme mumları tutuyorum
duygusuz pusulanın gösterdiği
zaman limanına giderken gemi.
Dilimi rüzgara veriyorum
sözcüklerini gergin gergin tutmak,
taze acılarından bir şeyler alıp götürmek için
yaşamakta olduğun şaşkınlıkları paylaşmaya...

CHE

Gülden Işık dedi ki...

yeni katıldığım bu blogcu sayfalarında sizleri keşvettiğim için mutluyum..bu sayfadaki tüm yazıları sonuna kadar okudum ..ve anladım ki okudukça daha bir aydınlanacağım..

Adsız dedi ki...

Che’nin şiirini görünce paylaşmak istedim. Che için bir şiir kaleme almıştım, şöyleydi.

............................

“Che” Guevara Bütün İsyanlarıyla Geri Geldi!

Desenler: 1926–1927–1928 / 1959 [....]
Şeker kamışı, mısır ve bir puro
Neredeydi Guerillerolar?

Meksika güneydoğu dağlarında bir yer
Gecenin içinde ilerleyen Latin Amerika
Bir kadın (...) gerilla..

“Uçaklar yaklaşıyor, uzaklaşıyor tekrar yaklaşıyor..
—Lambayı kapamam gerek ‘hoş çakalın...’
Hepinize bir çiçek yolluyorum
Bizi unutmayın!”

Bere ve yeni jenerasyon maskenin içinde herkes
Marcos! Ve hiç kimse o değil!
Tanklara, askere ve işgale rağmen
‘gerçeğin sesi sokaklarda...’

Bir usta Fidel
Şiirsel bir ülkenin ta içinde

Müzik ve gerilla
Gerilla ve çocuklar
Gecenin içinde
‘erkekler ve kızlar..’
Adımları gecelerde kaybolanlar..

Nöbet ve dinlenme anı
Gerillaların gözleri
Bir jenerasyon daha
Eski ve adı olmayanlar
Bir de zapatistin gözleri
Ernesto “Che” Guevara de la Serna
Bütün isyanlarıyla geri geldi
Zaten o hiçbir yere gitmemişti ki!
____________________________
Ve sonuna da şunu yazmıştım
____________________________
En yakın arkadaşları bile, artık "La Revoluction"a yer olmayan bir hayatın rahatsızlığına gömülmüş yaşlanırlarken, o hiç değişmeden varlığını sürdürmektedir. Bu yüzden Che, insanlar onun ölümsüz olmasını istedikleri için, bir zamanlar yaşayan ve insanları peşinden sürükleyen Yeni İnsan'ın tek örneği olarak ölümsüzüdür. Dünyada ki, birçok örgüt O'nu bu gün bile bayrak etmeye ve bu yolu sürdürmek için tıpkı Vallegrande'de geriye bir kamu telefon binasının kerpiç duvarına kazınmış, İspanyolca yazılmış şu sözcüklerde ki gibi şunu haykırıyor: Che Yaşıyor, Asla İstemedikleri kadar! İçinde her daim bir parça Che taşıyan herkese, size, bize ve bütün o güzel değerlere..

nehiro dedi ki...

Hoşgeldin beyrek...;))
haklısın yakışırdı...Ama genelde uzun şiirlerin bir veya iki pragraflarını koymaya çalışıyorum...Ama dediğin gibi bu şiirin hepsi konulmalı...
VEDA ŞARKISI

Kayalıkta çakılı yelkenli
sana bırakıyorum veda şarkımı.

Benim uzaklardaki ölümümün kanında tohumlanışı da
kayalar devranının altında değişken köklerle.
Yalnızlık! geçmişe özlem çiçeği canlıı duvarların.
Yalnızlık, yeryüzünde adanmış faniliğim.

Taşımak istemiştim heybemde
yüreğinin gelip geçici tadını,
ama kaldı havaya çizilmiş kesin eğrilerle,
yadsıma oldu umudumun yiğitliğine.
Giderim hatıradan daha uzun yıllar boyu
kapalı yalnızlığıyla gezginin,
fakat havaya çizilmiş kesin eğri sanki bana döndü
ve bir işaret koydu pusula kaderime.
Sonu geldiğinde bütün gündelik işlerin
yol yapacağım bir geleceğim olmasa,
gelmiş olacağım bakışında canlanmaya
kaderimin sırıtan parçası olarak.
Gideceğim hatıradan daha uzun yollar boyunca
zincir halkaları gibi eklenen elvedalarla zamanın akışında.


Dimdik hatıra sonunda düşmüş yola,
usanmış beni bir geçmişi olmadan izlemekten,
unutulmuş yol kıyısındaki bir ağaçta.
Uzaklara gideceğim, hatıra
parçalanarak ölünceye yolun taşlarında,
ve devam edeceğim, içimde
hep o gezginin acısı, yüzümde gülümseyiş.
Bu dönenen bakış ve güç
büyülü bir matador mendilinde.
Alıkoydu kaygı duymaktan tüm çıkarlara,
hep yitiren bir çizgi oldu benim eğrim.
Ve bakmak istemedim seni görürüm diye
beni isteksizce davet etmeni
mutluluğumun pembe boyalı torerosu
Deniz seslenir bana sevecen elleriyle.
Çayırım -bir kıta-
Dümdüz yayılır, tatlı ve silinmezdir
alacakaranlıkta bir çan gibi.


Bir sicil memuresi karşısında kurumlu bir doktor gibidir
kara bir mikroskopu gösteren bilim.
Sanat... sanat diye arzıendam eden şey
bir Leica'nın kısır mekaniğidir.
Acılar ve kaygılarla dolu bir yerli (ve tabii özlemleriyle
olup ta şimdi yiten için
ve onun dönüşünde arzu gönlünde),
coca, alkol ve açlığın aptalca gülümsemesiyle.
Üç kuruşa satılan cinsellik
-Amerika'da pek ucuz-
Boş çarşafların umursanmaz hatırası.
Guetamala bıraktın beni
bağrımda derin bir yarayla
ve de acılarını bana emzirme
ya da emme fırsatıyla,
kahreden bir hıçkırığın belirsiz duygusunda bulan kadını.
Kederleri teker teker birleştiren bir bağ var yine de:
uyanan insanın haykırışıdır o da.

İşte bugün böyle titrek ellerle
belirsiz bir kayıta koyuyorum prizmamı.
Ağacın olgunluğunu tüketmeden
kasalanmış meyvanın garip tadıyla.
Çağırışını farkedemiyorum bazen
yaşlı, garip kanatlanmış kulemden,
fakat bazı günler var ki cinselliğin uyanışını hissediyor
ve bir öpücük dilenmeye dişiye gidiyorum
ve böylece beni arkadaş diye çağırmayanın
ruhunu hiçbir zaman öpemeyeceğimi anlıyorum...
Biliyorum ki tertemiz değerlerin kokusu
bereketli kanatlarla dolduracak beynimi,
Biliyorum ki hayata geçmesi mümkün olmayan
fikirleri barındırmak gibi zevkleri bırakacağım.
Biliyorum ki ölümüne çarpışma günü
halk çocukları benimle omuz omuza verecek,
halkın savaştığı amacın kesin zaferini
göremezsem eğer
fikri en yüksek geleceğe götürmek için
mücadele verdiğimdendir,
eski kabuğun tüylerini yolarken
doğan umudun kesinliğiyle biliyorum bunları.


Che GUEVARA

sevgiler seninle...

nehiro dedi ki...

sevgili dulsinyam , denin koyduğun şiir de çok güzel teşekkürler paylaşımın için...


Gülden hanım hoş geldiniz blogumuza...Bizlerde sizin gibi dostları tanımaktan çok mutluyuz...PAYLAŞIM büyük bir değer...
Mutlaka bizim de sizden öğrenecek bir çok şeyimiz vardır...
duygularımızı ve düşüncelerimizi paylaştığımız her kişiden öğrendiklerimiz gibi...
sevgi saygı ve paylaşım sizle ve hepimizle

nehiro dedi ki...

"Che Yaşıyor, Asla İstemedikleri kadar! İçinde her daim bir parça Che taşıyan herkese, size, bize ve bütün o güzel değerlere.."
yeraltından notlar o güzel şiirini ve bu satırları bizle paylaştığın için çok teşekkürler...
onun gibi yaşayan bizim değerlerimize de selam olsun...
yüreğine ve kalemine sağlık...

nehiro dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
7.oda dedi ki...

sanırım hepimize bırakılmış bir veda şarkısı var ..
hepimizin içinde sakladığı tınılar..
ara ara durup içimizi dinlediğimizde hatırlyıp duyduğumuz..

nehiro dedi ki...

Dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir. Ve onlar idealleri uğruna yaşamaktan vazgeçtiler. “Keşke” nin panzehiri “iyi ki” der Can Dündar. İlki ne kadar pısırıksa, ikincisi o denli yiğittir. Keske’li cümlelerde nasıl yaşanmamışlığın, yarım kalmışlığın o ezik tuzu kuruluğu varsa, “iyi ki”ler de göze alabilmişliğin, riske girebilmişliğin, tadına varabilmişliğin mağrur yaraları kanar. Onlar bu işe, bu davalarına, bu ülkelerine ömürlerini adadılar… “İyi ki” vardılar.