
BARIŞ 2
Savaşla barışın en eski görsel tanımlamaları, yani Eirene ve Ares, bize ister savaş olsun ister barış, bunların altında insanın kendisiyle olan savaşı ya da barışının yer aldığını gösterir.
Dikkatli bakıldığında insanların yüzlerinde bunları okumak, dikkatlice izlendiğinde insanların yaşamlarında bunları saptamak olasıdır.
Barışı bozan durum, her nedense daima, karşı tarafın yarattığı bir nedene dayanır! Böyle bir neden sonunda da, bir ulusun ya da bir toplumun üyesi birey, salt barışı yeniden oluşturabilmek adına savaş açar.
İster iki ulus arasında olsun, ister iki birey, yinede savaşın temel nedenlerinden birini, bireyin iç çatışmalarına bağlamak, geçmişle ilgili edimlerimize, hatta kişisel gözlemlerimize uygun düşmektedir.
Birey kendi adına karar verirken, Ya da şu veya bu nedenle elde ettiği liderlik sıfatına göre uygun davranırken, eğer iç dünyasında barışı sağlamayamamışsa, mutlaka bir çekişme, bir savaş hali yaratacaktır. Bütün bu barışa karşı, barış karşıtı tutum ve davranışların arkasında ise bir türlü durultulamayan “ kişilik sorunu “ yatmaktadır , diye düşünüyorum.
İşte Sanat, insanın insan olmasının, insanca yücelişin tarihidir. Sanatın tüm alanlarında merkezinde insan vardır. İnsan ;sevgisi, umudu, umutsuzluğu, sevinci, acısı ve tüm çalişkileri ile sanatta yer alr.
Sanat daha iyi yaşama tutkusunun da kurgulandığı bir alandır. Bu yüzden “barış” düşüncesi, çağdaş sanat ve sanatçının, kafa yorması gereken bir olgu olarak gündemden düşmemelidir ...
İnsanın gelecek adına yaşamsal olan her şeyin barıştan yana olmakla korunabileceği ortadadır.
Dünyaca ünü besteci Ravel, Birinci dünya savaşında askerdir, boyunun kısalığından dolayı ona cephe gerisinde kamyon şöförlüğü görevi verilmiştir. Kamyonla cepheye mermi taşımaktadır. Cephede Fransızların karşısında Avusturyalılar vardır.Tanınmış Avusturyalı piyanist Paul Wittengersein' de bu cephede çarpışmaktadır.
Piyanist Fransız cephesinden atılan bir top mermisiyle yaralanır ve sağ kolunu yitirir. Artık tek kolu kalan piyanist piyano çalamayacaktır. Ravel bu durumu duyunca çok üzülür...Düşman denilen bir ordu içindeki bu piyanisti tanıyordur. Ve belki de onu yaralayan top mermisini kamyonuyla o taşımıştır.
Kendisini öyle suçlar, öyle acı çeker ki bu üzüntüyle “Sol El Konçertosunu” yazar ve piyaniste adar. Ve eser yıllar sonra bu piyanist tarafından yorumlanır.
Bu olayda sanatın sınır tanımayan gücü görülmektedir. İnsanın olduğu her alana girebilme olanağına sahip olan sanat; ulusla insanları birbirine tanıtıp yakınlaştırdıkça çatışmaları, savaşları anlamsız kılar.
Ve o zaman işte insanın özüne ilişkin o gizli güç Paul Eluad'ın deyişiyle “Asıl Adalete” dönüşür...
“ İnsanlarda tek sıcak kanun / Suyu ışık yapmaları
Düşü gerçek yapmaları / Düşmanı kardeş yapmalarıdır.”
Barış düşüncesi her türlü toplumsal adaletsizliğe karşı çıkmayı, paylaşımcı bir toplumsal düzeni savunmayı da içerir. Sanatçı, savaşın topuna, tüfeğine karşı şiiri, müziği, ya da resmi koymadıkça barışın gerçekleşmesi biraz daha uzayacaktır.
Bir sanatçı olarak da , bir insan olarak da insanı insan yapan duyguları yüreğimizde hissederek insana olan sevgi ve ilgimizi duygusal olmaktan çıkarıp düşünsel düzeyde kafamızda var ettiğimiz sürece insanoğlunun onuruna, kişiliğine, özgürlüğüne ve varoluşuna yönelik her eylemin karşısında yer almamız gerekmez mi?
Ki bu duruş da sanatın en önemli varoluşlarından biridir. İnsanın gelecek adına yaşamsal olan her şeyinin savaşa karşı barıştan yana olmakla korunacağına ve yüceleceğine inanan sanatın ve sanatçının en temel izleği barıştır...
Fakat Byron'un dediği gibi “Ölmek zor değil”: gerçekte zor olan yaşamaktır.” Barışın savaştan daha iyi olması kadar, daha çok çaba istemesinin temelindeki neden de budur galiba...
Ve Büyük Ozan Neruda'nın “Barış İçinde” şiiriyle hepinize düşçe kalın diyorum...
Yaşayacak yer açın onlara
Ve düşünmeyin onların adına:
Hep aynı kitapları okutmayın!
Keşfetsinler şafağı bırakın !
Kendi öpüşlerini tadımlasınlar her gün
Barış içinde, aşk ve özgürlük adına... Şili 1904-1973
1 yorum:
Her zaman olduğu gibi çok düşündürücü
ve ders verici...insanın zaafları ve
sevecenliği keşke çatışmasa.
Bir deniz kıyısı şehrine yerleştim ve tekrar aranızda olmaktan mutluluk duyuyorum.
Sevgi ve selamlarımla..
Yorum Gönder