kayıp zamanlarda
Kasım hüzünlü güneşi ile geldi!
ağır adımlarıyla geldiğinden beri,
yağmur yağacak gibi şehre inceden…
Ağır pasları siliniyor kalbimizin
Bense durmadan koşmak istiyorum!…
Kuzeye gitmeliyim diyorum, hayır, güneye, güneye gitmeliyim…
Zaten Batıda’yım…Yoksa Doğu’ya mı gitmeliyim…
Steplerde, çöllerde, dağlarda olmalıyım…yapayalnız….
Yanıma boya, kağıt, kalem bir kaçta kitap almalıyım…
Yalnızlığı okumalıyım…İnsanların güzelliğini okumalıyım…Yeni insanlar tanımalıyım beni utandırmayacak, bana umut verecek…
Kurtulamam ki nereye gitsem, nereye saklansam gelip beni bulmayacak mı düşünceler, hayaller, yürek sızıları…
Değiştirememek var insanlarımızın yazgılarını, söküp atamamak var…
Dört yön, dört adım, dört duvar…
İki göz ve bir yürek, her vakit içimde benim…
Bulutlardan ve yağacak yağmurdan kaçmayıp, tabiatın yeşiline, mavisine, hatta grisine dalmışım…
Bir yanım dönüş yolu üstünde kırlangıç olup tırmanıyor çoktan, bir yanım cıvıl, cıvıl insanların arasında meydanlarda…
Şimdi tam da bu dakikalarda bir yerlerde bir koğuşta, bir hapishane avlusunda “havalandırma vaktidir” belki…
Gözlerini kırpıştırarak yağmur yağsın diyerek çıkıyorlardır koğuştan.
Dışarısı yağmurda bile aydınlık olur onlar için…
Şimdi tam da bu dakikalarda, bir yerlerde bir meydanda bağırıyordur kadınlarım, kızlarım belki…“Bedenim zafere giden en kısa yol olmasın” diye…
Bağırıyordur gencim, yaşlım belki…”Ekmek, barış, adalet” diye
Şimdi dağların başı kan gölü oluyordur, ölüm kokusu yayılıyordur buram buram...
Şimdi tam bu dakikalarda çadırlardada genci yaşlısı kundakta bebeği bir damla sıcak arıyordur
Şimdi tam da bu dakikalarda, bir yerlerde bir avluda, taşların arasından fışkırmış, başını kaldırmış renk, renk çiçeklerin arasında iki aşık, günü uzatmak için yağmura aldırmadan zamanı dakikalara, dakikaları saniyelere bölüyordur belki…
Gün saatlere bölünmese nasıl biter hapisler, zindanlar, sürgünler, özlemler…
Yeşil ormanların kuytuluğuna, kekik kokan gecelerin karanlığında, biçilmiş ot ve toprak kokan serin, yeşil şafaklarda yok ediliyor, insanlar sessizce…
Çok mavi, çok engin, pırıl pırıl, çakıl taşlı, ılık bir deniz düşünüyorum durmadan…
Bulutlara baktıkça…
Öyle sessiz, hüzünlü, yabancı, hasret geçip gidiyor gözlerim.
Yeşil olan, umut olan, canlı olan ne varsa getiriyor.
Yaşayabilmek için nelere katlanıyor insanlar…
“Yaşamımız korkunç, yaşamımız gülünç, yaşamımız muhteşem…”
Yaşamımız korkunç çünkü bu zamanda tüketim toplumunun tutsaklarıyız.
rtık kim olduğumuz, ne olduğumuz, ne yaptığımız önemli değil. Yalnızca neyi ne miktarda tükettiğimiz önemli…
Sistem bu gün bize tek gelecek öneriyor.
Herkesin daha çok tüketmesi gerektiği bir gelecek.
Sistem neye sahipseniz, o’ sunuz diyor. Hiçbir şeye sahip değilseniz hiçsiniz diyor…
Ve sistem yine diyor ki; Önerdiğim modele uyman için her şey mubahtır.
Şimdiler de “insanlık onuru” yerinde yeller esiyor…
Bu günün yarın demek olmadığını, kader olmadığını. Önerilen bu geleceğe mahkûm olmadığımızı anlamamız anlatmamız gerekiyor.
Yaşamımız gülünç çünkü ülkemde din ve inancın ancak örtüyle, tesettürle, türbanla, çarşafla ortaya koyulduğunu görüyorum. Yani kadınlar üzerinden yapılan ayrımcılıkla…
Gülümsüyorum,
Yaşamımız muhteşem çünkü bakmayın şimdi böyle karamsar olduğuma, her gün boyunca karamsarlığımın yerini iyimserlik alır saatler ilerdikçe çünkü geleceği düşlemekten vazgeçmiyorum, aslında kayıp zamanlarda…
Evet, Kasım güneşi çıktı bulutların ardından… Burnumda sıcak kahve ve yağmurun kokusu, pencereden üstüme akan güneşin altın tozları, sevdalı bakışların güzelliği ve şarkıdaki ateşli, sımsıcak ses....hayat sizce de muhteşem değil mi?
…
Bu garip oyunda, bu yerde, bu sevgisizlikte, bu sağanağının altında, bu dilini çözemediğim ülkede, bu yabancı kentte, bu duyguları kendine yabancılaşmış insanların arasında bu ölümde işim ne benim…
Desemde!
Kulaklarımdan Meksikalı şair Octavio Paz’ın
“Yum gözlerini, yitir kendini karanlıkta
Gözkapaklarının kırmızı yaprakları altında…” şiiri
Gözlerimin önünden mavilerin güzelliği
Kulaklarımdan martıların çağrısı
Yüreğimde ki o çılgın çarpıntı
SİLİNMİYOR
n.i
5 yorum:
Her şiiriniz farklı duygular estiriyor, farklı çağrışımlar...
Çok güzel!
teşekkürler ali zafer bey...
aslında şiirden önce yazdığım denemelerimden bir örnekti...
dostlukla...
güzeldi dizeler..duyguların sonbahar rüzgarlarında savrulması gibi..ve kurumuş yapraklar arasında yürür gibi..esintiler sardı içimi.. esenlikler...
evet esmir akrep kadını için kasım önemlidir ve sonbahar doğumu ve ölümü simgeler bizler için ...
sizede güzel günler.....
Umudu olmayan insanın, yaşam damarı kopmuş demektir.
Umudun olsun!
Sevgi her daim.
Yorum Gönder