Blog Listem

30 Mart 2010 Salı

görünmeyen



GÖRÜNMEYENLERİ GÖSTERMEK

Kendi sesinden korkan birey, nice acıları, hüzünleri anlatabilir mi tek başına?
Dik duruş sergileyebilir mi?
Geleceği belirsiz çocukların gözlerindeki umut ve neşe ışıkları, mavi gökyüzüne dağılabilir mi?
İlkyazın meltemi saçları dağıtıp, teni okşarken… Menekşelerin moru papatyaların beyazı ile el ele düş kurup lilalar da buluşurken
Gülmeyi ve düş kurmayı öğretse birileri çocuklara…
Umudu, aşkı, sevgiyi, barışı dillendirse birileri bize…

Ama bir gün mutlaka…
Nefretin esintisiyle gelen yağmurları dağıtacak. Mavi bulutlar güzelliğiyle saracak dört bir yanımızı!
Yüreklendirsin mavinin elleri yaşamımızı… Kul değil birey olmanın mutluluğunu…
Sevelim, sevilelim mavi bir bulut olalım gökyüzünde.
Hayatın acı tarihini, zulmü, işkenceyi, yaşanmamışlıkları unutalım…
Ve o gün bu gün olsun… Demokrasiyi, özgürlükleri, yargıyı bir kenara atalım…

Düş Kuralım…
Emek… Özgürlük… Aşk… Barış… Sanat… Tiyatro

Evet, 27 Mart Dünya Tiyatrolar günüydü!
Uluslar arası Dünya Tiyatro Günü bildirisini İngiliz oyuncu Judy Dench kaleme aldı.
Dench bildirisinde bu sanatın eğlendirici, öğretici, düşündürücü yanlarına dikkati çektikten sonra, sahnede görünenler kadar, görünmeyenleri de vurguluyor.
O, sahne olayını var etmek için sahne gerisindekilerin emeğine yaratıcılığına ve çabasına duyduğu saygıyı dile getiriyor…
Bu bildiri beni özellikle bizimki gibi kolaycılığa alışmış toplumlarda “göze görünmeyeni”, nasıl da yok saydığımıza yönlendirdi…

Günümüzde edebiyat, tiyatro ve her türlü sanat yapıtları magazin sayfalarında ne kadar yer kapladığıyla orantılı olarak önemsenir oldu.
Yazarların, çizerlerin yazdıklarından, çizdiklerinden çok sevgilileri, ne yiyip içtikleri, ne giydikleri, nerede göründükleri ön planda…
Sanat ürünlerine, edebiyata bile reyting ve sansasyonla değer biçilen bir toplum olduk çıktık.
Toplumda kültür seviyeleri yüksek olan kesim bile ancak çok ortalarda görünüp adı ön plana çıkan insanların eserlerini iyi ve sanatsal olarak görüyor… Diğerlerine ise adları duyulmamış, tanınmamış insanlar denerek, rağbet gösterilmiyor.
Edebiyat “çok satan” listelere girmekle bir tutulur oldu anlaşılan…
Üstelik bu sadece bizim ülkemizde değil.
Artık dünyanın öbür ucu ile sizin yaşadığınız yer arasında da pek bir fark kalmadı… Gideceğiniz ülkelerde “yeni” değil “aynı” bekliyor düşlerinizi.
Ne kadar uzağa gidersiniz gidin.

Derinden okşayan bir bahar gecesinin sessizliği içinde insan böyle düşlere de kalıyor kimi zaman
Örneğin100 milyon kişi açlıkla karşı karşıya. Kıtlık ve açlık kol geziyor. Gıda fiyatlarındaki artış tüm dünyada ve ülkemizde hızla devam ediyor ve bu yükseliş dünya çapında şiddet dalgasına yol açıyor. Her yanımız burada da, orada da şiddet dolu.

Ne çocukça hayretler, ne eski günlerden kalan anılar, ne gündoğumları, ne de serin nisan akşamları…
Anlıyorsunuz ki hayat eskisi kadar basit devam etmiyor, etmeyecek de artık
Yıllardır korumaya çalıştığınız içinizdeki çocuğu, kendi ellerinizle büyüklerin dünyasına evlatlık verme zamanı…
İşte yaşam bu… Buna da büyümek ve anlamak deniyor…
“Kaçış yok!”

Ama ben yine de, asıl görünmeyenlere teşekkür ediyorum bizlere görünmeyenleri gösterdikleri için… Gerçek sanatı, gerçek yaşamı görünür kıldıkları için... Eleştirel düşünceyi bize öğrettikleri için…

Artık kimsenin hayatı kendi seçimi değil.
Herkesin küçük demir halkaları gibi birbirine zincirlenerek katıldığı ve sonunda o zincire bağlı kölelere dönüştüğü bu oyunda cinnet, şiddet, ihanet, felaket ama ille ve her şeye rağmen masumiyetle sarmalanmış tesadüfen yaşanan bu hayatlar karşısında…
Anlıyoruz ki masumuz hepimiz.
Başkasına ait bir suçu üstlenmişiz;
Aldığımız ceza bizim değil

Evet, ılık, puslu bahar güneşinin insanı kucağına aldığı bu güzel bahar günlerinde yeniden umutluyum… Aslında umutsuzluğun umudundan başka bir şey değil bu.

4 yorum:

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Umutlarımızı çok güzel dile getirmişsiniz.Ummak...Bu kadar umutlu değilim maalesef...
Sevgiler

ali zafer sapci dedi ki...

Güzel ve umutlandıran bir yazı. Keşke...
Teşekkürler!

karaderibeyazmaske dedi ki...

ötekilerin yanında yer alınca, berikiler hep görmemezlikten gelmeyi sürdürecektir...

MAVİ TUTKU dedi ki...

Çok güzel bir yazı çok güzel bir paylaşım olmuş.
Umutlarınıza dileklerinize katılıyorum, fakat sanırım daha fazlasını yapmak gerekiyor toplum olarak, bir uyanış ve silkiniş belki...