Blog Listem

16 Mart 2010 Salı

veda


GİDENLERE VEDA!

Havalar sisli, puslu ama ağaçlar ne sise, ne pusa ne de soğuğa aldırıyor…
Adeta “Ne olursa olsun benim uyanma vaktim geldi” der gibi…
Mor dağlar eriyen karların sularını taşıyor sessiz vakarlı… Yol kenarları papatyalara sarı hercailere kucağını açmış hoş geldin diyor… Hoş geldin!
Titreyen toprağın, akan suyun sesi oluyorum, şarkı söyleyen kuşların arkadaşı…
Yemyeşil tarlaları meyve ağaçlarının çiçeklerini görüyorum beyaz, pembe bana el sallıyor… Gökyüzündeki oynaşan bulutlarla konuşuyorum gidenlerin ardından…

Iraklı şair Abdülvahap el Beyati’nin “Fırtına”sını anımsamaya çalışıyorum zor olsa da:
“Öldüremeyeceksiniz beni
Kaçıramayacaksınız Işığından güneşin
Ne de şiir söyleme sevincinden
Kuramayacaksınız darağacını
Aşka şaire güle karşı”

Gazetede törene katılan insanların yüzü geliyor aklıma… Onu kaybetmek derinlikli bir hüzün yaymış gözlere…
Turhan Selçuk şüphesiz evrensel bir değer…
Ülkemizde az bulunan, Karikatürleriyle, bakışıyla, ülkemiz insanını derinden etkilemiş, büyütmüş olgunlaştırmış bir sanatçı… Biz onun çizgileriyle büyüdük… Onun çizgilerinden öğrendik tarihi gerçeklerin bazılarını…
Yitirdiğimiz böyle bir insan… Bunun hüznü var üzerimde…
O, Cumhuriyet kazanımlarının güçlü bir taşıyıcısı…
Çizgisi, şiddetli bir toplumsal eleştirinin kaynağı Turhan Selçuk’un
Çizgisinin ve anlatımının keskinliği, duruluğu, toplumsal eleştirel duruşu, müthiş etkileyici. Çizgisi bir makalenin anlatamadığı bir siyasetçinin uzun ve sıkıcı nutkuyla inandıramadığı, siyasal gerçekleri, iki çizgiyle bütün insanlara ileten sade bir yol.
Hele toplumsal derin ayrışmaların ve saflaşmaların yaşandığı bir dönemde, derhal saf değiştirerek iktidarla, iktidarı paylaşmayı yeğleyen bir dizi maskelinin baş tacı edildiği bir süreçte…
Turhan Selçuk kazanımları omuzlayan bir ağır işçinin adı.
Toplumda kaybettirilmeye çalışan onuru temsil eden isimlerden biri…

Üstelik iktidarın ve maskelilerin yazarlardan, çizerlerden şikâyetçi olduğu bir zamanda… Onları suçlayarak, kendilerini bu memleket için feda eden iktidar… Yazarların, çizerlerin beğenmediğini, onlar ne yaparsa eleştirdiğini söylüyor…
Malum bu yüzden vatandaşların morali bozuluyor. Ekonomi bu yüzden mahvoluyor…
Beğenmeyen, eleştiren duruşu sergileyen bir avuç insandan biri ise gökten yağan hüzün, gözyaşı, yitiklik ile son yolculuğuna uğurlanıyor…

Yitirilmişlik büyüyor içimde böyle zamanlarda…
Az kalmışlık, azalmışlık
Bir öfke…
Hiçbir teselli de öfkemi dindirmiyor…
Onlara en fazla ihtiyacımız olduğu bir zamanda gidiyorlar…
Biliyorum biraz bencillik benimkisi!
Onlarsız olacak o yalnızlık…
Soracak, öğrenecek çok şeyi olan bir insanım ben
Gidenlerse bildiklerini soracak, okuyacak, deneyimlerinden öğrenecek hayat ustalarımız…

Bu arada bir de gönderdiklerimiz var tabii!
Fazı Say’ı bestelediği “İstanbul senfoni’sinin ” ilk çalınışını Türkiye’de değil de Almanya’da yapması için gönderiyoruz.
İstanbul’la birlikte Almanya’da ki Ruhr Bölgesi’de Avrupa Kültür Başkenti seçilmişti biliyorsunuz…
Ama Fazıl Say’ın projesini biz öylesine kuşa çevirdik ki… Kendisinin önerdiği 14 konserden dördü kabul edilince, o da dünya prömiyerini Ruhr bölgesinde yaptı…

Sanatı ve sanatçıyı yok sayan, dürüst, düzgün davranmayan, siyaseti bir hizmet olarak görmeyen, insanını, ülkesini ve milletini düşünmeyen, bir evrensel uygarlık kuramayan siyaset cambazlarına ve şarlatanlarına ağır bir tokat, ağır bir cevap ne zaman…
Verilebilirse eğer…
İşte o zaman
Kuramayacaklar darağaçlarını
Aşka, insana ve güle karşı…
Görsel: Volkan Kemal

1 yorum:

karaderibeyazmaske dedi ki...

susarak cevapsızlaşanlardan olmaktansa, konuşarak, yazarak oyunu bozanlardan olmak evladır!