Blog Listem

21 Haziran 2010 Pazartesi

ağır ölüm


AĞIR ÖLÜM


Gecenin mavisi ağır ağır iniyor kentin üzerine…
Bir yürek vuruşu gibi yeni suladığım çiçeklerin üzerindeki su damlalarının sesini duyuyorum.
Yitip giden yaşamların, bunca acıların, hüzünlerin sesini duyup adını koymaya çalışıyorum…
İşte gökyüzünde parlayan ayın yanındaki yıldız adeta ona serenat yapıyor.
Bilinmeyen bir kentin kapısında durmuş kendi sevinç ve umutlarını çoğaltarak içeriye girmek istiyor… Sanki
Sisler içinde uyanıyor. Mor dağların resmini çiziyor; Kapıların açılmasını beklerken…
Yaşamın bir anlamı var mı?
Varsa nedir?
Ölümle sona eren bir süreç ne kadar anlamlı olabilir?

Herhangi bir ideali olan insan için yaşamın anlamı bu ideale ulaşmak amacıyla çalışmaktır herhalde. İdealin ise büyük toplumsal amaçlara ya da çok büyük kişisel başarılara yönelik olması da zorunlu değil.
Böylece şu ya da bu ideal sahibi olan insan ölümün kaçınılmazlığı duygusunun bir ölçüde üstesinden gelebilir..
Yinede yaşamın tümüyle anlamsızlaştığı süreçler de vardır.
Bunlar büyük kişisel mutsuzluk süreçleridir. Böyle zamanlarda yaşam nasıl, hangi duygularla, hangi beklentilerle, hangi avuntularla tutunabiliriz?
İnsanın insanlık değerinin her anlamda en ağır biçimde saldırıya uğradığı bir süreçte, yaşamı yine de anlamlı kılabilmenin bir yolu var mı?
Abraham Lincoln’ın bir özdeyişi aklıma geldi gökyüzünün laciverdinde kaybolurken “Son tahlilde önemli olan yaşamımızdaki yıllar değildir. Yıllarımızdaki yaşamdır!”…

Ve de bu güzel gecede ay ovaya düşerken, şu anda bulmam gereken ve size de okutmam gereken Pablo Neruda’nın “Ağır Ölüm” şiiri

“Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına…”


Yukarıda ki satırları sanırım her gün okuyup anlamaya ve uygulamaya çalışmak yaşamın anlamı üzerine bize epey ipucu verecektir,.
Elimizden hiçbir şeyin gelmediği en güç ve olumsuz koşullarda bile sevdiklerimizin bizdeki imajlarında yoğunlaşmak bize insan ve kendimiz olduğumuzu unutturmayacaktır.
Ve belki de o zaman…
Ben bir ırmağım, dağlardan coşarım
Akma deme bana, ben akarak yaşarım
Diye haykırarak kendimize yeni bir şans veririz..

Önce duvarımızdaki, sonra kalbimizdeki kirli isimleri sileriz…
Ardından güzel bir gökyüzü çizeriz...
Gecenin laciverdinin üzerine yağmur sonrası gökkuşağını koyarız…
Kendimizi avutarak yaşamak yerine gerçeklerle yaşamayı öğreniriz…
Unutmayı değil de hatırladıklarımızdan ve bize yapılanlardan ders almaya karar vererek...
Aslında biz kendimiz olmayı öğreniriz...

4 yorum:

MAVİ TUTKU dedi ki...

45 yaşında kendimiz olmayı öğrenmek mümkün..çünkü herbirşey hala kendimiz yapıyor bizi.

Yazmak Keyiftir dedi ki...

Neruda, metaforların büyük şairi.
Bence son cümle Gecenin laciverti üstüne gökkuşağı koymaktı.

nehiro dedi ki...

Tabii ki mümkün... öğrenmenin zamanı yok ki...Mavi Tutku...teşekkürler dostlukla...

nehiro dedi ki...

Sizce son cümleyi benden seçtiğiniz için çok nazik ve incesiniz...mutlulukla kabul ediyorum...sevgiyle...